Bu yazımızda epifiz bezinin mitolojilerdeki karşılığını, ezoterik anlamlarını ve kelime köklerinin derinliklerine inerek açılımlarımızı gerçekleştireceğiz.


Epifiz bezi, beynin orta kısmında yer alan, bezelye büyüklüğünde ve çam kozalağı sembolüyle de anılan bir yapıdır.
Epifiz bezinin beynin içindeki konumu, gözü andırması nedeniyle antik dönemlerden beri ‘üçüncü göz’, ‘her şeyi gören göz’ ya da ‘Tanrı’nın gözü’ olarak adlandırılmıştır. Ayrıca çakra sisteminde 6. çakra olan Ajna çakraya da tekabül eder.
Epifiz bezi, bir diğer adıyla Pineal Gland, ruhsal bağlantı noktası olarak da bilinir. Kesildiği esnada iç yapısının gözün retinasına benzemesi ve benzer sıvıları taşıması bu adlandırmaları daha da güçlendirmiştir.
Işığa duyarlı olan epifiz bezi, en çok karanlıkta işlevseldir. Melatonin denen hormonu da salgılar.

Bahsettiklerim, konunun görünen ve internette her yerde dolaşan yüzüdür. Şimdi işin daha derin ve kendi perspektifimizle keşfedeceğimiz yüzünü irdeleyelim:
Epifiz bezi, Mısır’da Horus’un gözü, İngiliz mistisizminde Unicorn’un boynuzu, Homeros’un Odyssey eserinde geçen tepegözdür.


Horus, mitolojide Osiris ve tanrıça İsis’in oğludur. Seth ile Osiris savaşında, Seth Osiris’i öldürür. Bunun üzerine Horus, babasının intikamını almak için Seth ile savaşır. Bu savaş sırasında sol gözünü kaybeder. Sol gözü Thoth tarafından iyileştirilir. İşte bu olay, Horus’un gözünün temelini oluşturur.


Horus, genelde şahin başlı bir kuş kafasına sahip bir tanrı olarak resmedilir. Şahinlerin bilinen en yaygın özelliği, keskin görüş yeteneğine sahip olmalarıdır. Bu durum da “her şeyi gören göz” benzetmesine bir atıftır.

Kendi kültürümüzden yola çıkacak olursak, Horus–horoz ilişkisini incelememiz gerekiyor. “Hor” Farsçada güneş, ışık anlamlarına gelir.
Öz Türk inancında, ölen kişinin ruhu “ozlaşarak” özüne döner. Öz’ün aslı “Oz”dur. Oz esas cevherdir.
Nedir bu Bakara? adlı yazımızda bahsi geçen tanrıça Hathor, “Horus’un evi” anlamına da gelir. (Detaylar için bkz: https://hiramus.com/nedir-bu-bakara/ )
Hat, yazı demektir. Hor ise ışık, aydınlanma anlamına gelir. Hathor bu bağlamda aydınlanma kodlarıdır. Musa’ya verilen, üzerine yazı yazılan levhalar gibi.
Aydınlanma kodları, yani ilahi bilgelik, Horus’un evindedir. Horus da güneş ve ışık tanrısıdır.
İlahi bilgelik ve güneş ilişkisini yazımızda anlatmıştık. (Detaylar için bkz: https://hiramus.com/nedir-bu-bakara/)
Horoz, her sabah güneşin doğmasıyla öter ve adeta bir çağrı yapar. Peki, bu çağrı neye yöneliktir? Bence uyanışa… Yani bir uyanış çağrısıdır.

Dreamina’dan alınmıştır

Epifiz bezinin çam kozalağı olarak da anıldığını daha önce belirtmiştik. Zaten papanın elinde tuttuğu asa ve Vatikan armasında resmedilmesi, bunun aslında bilindiğini gösterir. Tabii bizler her zaman olduğu gibi buna da ‘komplo teorisi’ deyip geçeceğiz.

Çam kozalakları genellikle toplandıklarında kapalı hâlde olur. Ancak birkaç gün güneşe bırakıldıklarında açılır hâle gelirler.


Anlatıma derinden bakacak olursak eğer; kapalı çam kozalağı, yani henüz ilahi bilgeliği tatmamış, kendinde açığa çıkarmamış olan bilinçlere hitaptır. Bu bilinçler güneş ile, yani ilmin kaynağıyla etkileşime girdiklerinde, tümel datadan veri almaya ve bu veriyi kendilerinde açığa çıkarmaya başlarlar. Bu durum da çam kozalağının güneşte bekletilerek açılmasının sırrıdır.

Derinliklere inme yolculuğu devam ediyor. Konunun daha iyi anlaşılması için Yakub’un düşü meselesini anımsamamız gerekiyor. Bu kısmı İncil’den alacağım:
“Yakub Beer-Şeva’dan ayrılıp Harran’a doğru yola çıktı. Bir yere varıp orada geceledi, çünkü güneş batmıştı. Oradaki taşlardan birini alıp başının altına koyarak yattı. Düşte yeryüzüne bir merdiven dikildiğini, başının göklere eriştiğini gördü. Tanrı’nın melekleri merdivenden çıkıp iniyorlardı.” (Yaratılış 28:10-12)

Merdiven sembolüne bakalım: Merdiven, eski Mısır’da göğün katlarına çıkaran manevi bir yükseliş aracı olarak anılır. Piramitlerin dışını basamaklı bir şekilde ören Mısırlılar, ölülerin ruhlarının Osiris’e, yani tümel zekâya ulaşmasını kolaylaştırma amacı gütmüşlerdir.
Merdiven, bilmeye ve farkındalığa ulaşmaya yönelik kademeli bir yükselişin soyut sembolü olarak da kabul edilir; yani bir manevi yükseliş aracıdır.

Dreamina’dan alınmıştır

İncil’den devam ediyoruz:
“So Jacob called the place Peniel, saying, ‘It is because I saw God face to face, and yet my life was spared.’” (Genesis 32:30)
Türkçesi: “Tanrıyla yüz yüze konuştum, ama canım bağışlandı.” diyerek oraya Peniel adını verdi.

Peniel ve pineal kelimelerinin anagramsal benzerliği dolayısıyla epifiz bezini andırıyor.
Tanrıyla konuşmak tabiri, O’nun ilmini, bilgeliğini kendinde açığa çıkarmak; dolayısıyla yaratılan evreni okumak, anlamlandırmak ve bunları akıl-gönül süzgecinden geçirerek idrak etme eylemidir.


Yakub’un merdiveni dediğimiz de omurgadır. Bu anlatım tamamen bir ezoterik yükseliş yolculuğudur. Çakralar arasında yükselerek farkındalık ve ilahi bilgeliğe ulaşmanın anlatımıdır.


Üçüncü gözü yani Epifiz Bezi açılan birey, maddeden öte, maddeyi oluşturan mana birleşmelerini ve bu birleşmelerin kaynağını görme ve idrak etme hâline erişir. Bu, Kur’an tabiriyle ‘basar’ olma halidir; yani maddenin iç yüzünün ve hakikatinin kişide görünür hâle gelmesidir

Yararlanılan Kaynaklar:

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1153879

https://kuranilmi.blogspot.com

1 Yorum
  • AuraTiyn
    AuraTiyn
    06/09/2025 at 12:51

    Bu yazı, epifiz bezinin hem bilimsel hem mitolojik ve ezoterik boyutlarını öyle derinlemesine açıklıyor ki, okurken farkındalığımda yeni kapılar açılıyor. Her sembol ve anlatım, içsel uyanışa bir rehber gibi.

    Reply
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir