Konuya başlamadan önce, insanın beş duyu organı, sinir sistemi ve hormonal değişiklikler neticesinde gördüğü ve duyduğunu gerçekmiş gibi algılamaya programlandığını; yöneticiliğini beynin üstlendiği atom yığınlarından oluştuğunu düşünebilirsiniz
Hal böyle olunca, holografik görüntülerin gerçekliğinde kendini kaybeden bilinçler; eşyanın hakikatinden uzak, kendi eliyle var ettiklerinin esiri durumuna düşer.
Oysa o yaratıcı kudret, mana terkiblerinin bir araya gelerek oluşturduğu kombinasyonlarda gizlenmiştir. Bunu algılayacak düzeyde olmayan bilinçler, yaşantılarını holografik görüntülerin içinde kaybeder.
Evrensel kayıt kitabı olan Kur’an ile tanışmaya başlayan birey için artık kökte yatan yaşam enerjisi canlanır ve en tepeye çıkarak bu ezoterik yolculuğunu tamamlama gayretine girer.

Peki bu ezoterik yolculuk nedir?
Ezoterizm, maddenin madde olmaktan çıkarak içe doğru yapılan yolculuğa dönüşmesidir. ‘İçsel olan, gizli olan’ anlamına gelen eisothea kelimesinden türeyen ezoterizm, eşyanın hakikatine ulaşma yolculuğunu ifade eder. Ezoterizmde temel alınan en önemli unsurlardan biri çakralardır. ‘Çakra’ kelimesi, köken itibarıyla tekerlek ya da çark anlamına gelir ki bu da bir döngünün işaretidir. Çakra, en basit tanımıyla, bu döngünün basamaklarını anlatan bir sistemdir.”
Çakralardan söz ederken karşımıza yedi temel merkez çıkar. Her bir çakra, belirli bir frekansı ve farkındalık boyutunu temsil eder. Üst seviyelere doğru çıkıldıkça farkındalık ve idrak artar, bilgelik ise kişide yavaş yavaş açığa çıkmaya başlar. Tasavvufta çakralar, nefs mertebeleriyle de ilişkilendirilir.
Şimdi gelin, bu çakraların neler olduğuna birlikte bakalım ve onları açıklamaya çalışalım
1. Muladhara (Kök Çakra):
Tasavvufta karşılığı ‘Nefs-i Emmare’ olarak bilinen bu çakra, Kur’an’da ‘kötülüğü emreden nefs’ şeklinde anılır. En yoğun enerjiyi barındıran çakradır. Kuyruk sokumunda yer alır ve kırmızı rengiyle temsil edilir. Benlik bilincinin en yoğun şekilde deneyimlendiği mertebeyi ifade eder
Bu çakra, akrep sembolizmiyle ilişkilendirilir. Astrolojide akrep, soğuk, karanlık ve fırtınayı getiren; savaşlara sebep olan ve insanoğlu üzerinde olumsuz tesirler bırakan bir yıldız kümesi olarak bilinir.
İğnesinin şekli kuyruk sokumunu andırır. Yaşam enerjisi olarak bilinen kundalini de kuyruk sokumunda bulunur ve bu enerji yılan sembolüyle ifade edilir.

Halk arasında bilinen bir söz vardır: ‘Kuyruk acısı’ deriz. Peki neden? Bu ifade, geçmişte yaşanan bir durumun karşılığı olarak intikam ya da öç alma duygusunu anlatır. Bu tür eylemler, olumsuz nitelikleri itibarıyla kök çakranın işlev alanına girer
Akrep’ kelimesi, Arapça krb kökünden türemiştir. ‘Kurban’ da aynı kökten gelir. Krb, yakınlaşma, yakın olma hâlini ifade eder. Kurban ise kişinin kendisini feda etmesiyle yaklaşmaya çalıştığı şey anlamına gelir. Buradaki amaç, akrebi kurban ederek, yani kök çakranın frekansından çıkarak O’na yakınlaşmaktır.
Koksikste bulunan yaşam enerjisini serbest bırakarak çakralar arası yolculuğu başlatmaktır. Bir diğer rivayete göre kuyruk sokumunun karşılığı Acbü’z-Zeneb’dir. İnsan vücudunun tümü çürüyüp gider ama Acbü’z-Zeneb kalır. İnsanlar da bundan yaratılır denir.
Bu çakranın kapanmasının nedeni dünyevi bağlantılardır. Dünyevi işleyişe yönelik bağlantı arttıkça, korkuyla yönetildikçe tümel datadan veri akışı kesilir. Bu bağlantının artması, kök çakranın tıkanması ve bu çakrada tıkılıp kalmaya neden olur.
Eğer tıkanan bu çakranın yeniden açılmasını istiyorsan, bilinçaltında saklı kalan ve gündelik yaşamında seni kuşatan korkulardan arınmalısın. Korku, özünde bilinmeyene duyulan bir duygudur. Ancak bilinmezlik azaldıkça bu duygu da yavaş yavaş ortadan kaybolur. Bu yüzden ilimde derinleşmeye, farkındalığını yükseltmeye gayret et.
2. Swadhistana Çakra (Sakral Çakra):
Bu çakranın tasavvuftaki karşılığı Nefs-i Levvame’dir. Kur’an’da ‘kendini kınayan nefs’ olarak geçer. Bu çakranın rengi turuncudur. Tıkandığında ortaya çıkan duygu ise suçluluktur. Tıkanan bu çakranın açılabilmesi için kendini affetmek gerekir. Derin içsel yolculuğunda, yapmaktan utandığın ve kendine söylerken bile kendini kınadığın durumlara karşı artık affedici olma zamanı gelmiştir.
3. Manipura Çakra (Göbek Çakrası):
Bu çakranın tasavvuftaki karşılığı Nefs-i Levvame’dir. Kur’an’da ‘kendini kınayan nefs’ olarak geçer. Bu çakranın rengi turuncudur. Tıkandığında ortaya çıkan duygu ise suçluluktur. Tıkanan bu çakranın açılabilmesi için kendini affetmek gerekir. Derin içsel yolculuğunda, yapmaktan utandığın ve kendine söylerken bile kendini kınadığın durumlara karşı artık affedici olma zamanı gelmiştir.
4. Anahata Çakra (Kalp Çakra):
Bu çakranın tasavvuftaki karşılığı Nefs-i Mutmainne’dir. Kur’an’da ‘Ey mutmain olan nefs!’ şeklinde geçer. Daha önce işlediğimiz üç alt çakranın üzerinde yer alır. Bu çakra, yer ile gök arasındaki köprüyü oluşturur; adeta bir denetleyicidir. Bu çakradan geçemeyen bilinçler gök katlarına ulaşamaz. Rengi yeşildir ve Hızır isimli zatın rengiyle özdeşleştirilir; zira Hızır – hazır olmadan gök katlarına erişilemez. Bu çakra, üzüntü ve kederle tıkanır. Bu duygulardan arınmak ve onları kabullenmek, çakranın tekrar aktif hâle gelmesini sağlar
5. Vishuddha Çakra (Boğaz Çakra):
Bu çakranın tasavvuftaki karşılığı Nefs-i Râzıye’dir. Kur’an’da ‘Razı olarak…’ (Fecr 89:28) ifadesinin muhatabıdır. Boğaz, düşüncelerin dışa vurulduğu yerdir ve ağzın bulunduğu konum, yaratım mekânı olarak önem taşır. Bu çakrayı tıkayan etkenler ise yalanlardır; kendi doğan hakkında kendine söylediğin yanlışlar, yani kendini gerçek dışı şekilde tezahür ettirmeye çalışmak, çakranın tıkanmasına neden olur. Bu nedenle kendini kabullen ve doğan hakkında gerçekçi ol.
6. Ajna Çakra (Alın Çakra):
Bu çakranın tasavvuftaki karşılığı Nefs-i Marziye’dir ve üçüncü göz olarak bilinir. Üçüncü göz, ruhsal bağlantı noktasıdır. Sanskritçe ’de ‘komuta veren’ anlamına gelen Ajna kelimesi, bu çakranın üst benlikten alınan sinyalleri yönlendirme gücüne işaret eder. Bu çakrayı tıkayan etkenler ise yanılgılardır; gördüklerimizin ve duyduklarımızın hakikatini idrak edememek, sürekli bir yanılsama hâlinde olmak çakranın tıkanmasına neden olur. Her şeyin birbirinden bağımsız olduğu ve ‘ben’ kavramının var olduğu yanılgısından kurtulan, ilahi bilgeliği deneyimleyerek tevhide ulaşan bilinç için çakra yeniden aktif hâle gelir.
7. Sahasrara Çakra (Taç Çakra):
Tasavvuftaki karşılığı Nefs-i Kâmile’dir. Sahasrara, saflığın simgesi olan ‘1000 nilüfer’ ifadesini vurgulayan ‘bin kat’ anlamına gelir. Kur’an’da Kadir Gecesi’nin ‘bin aydan daha hayırlı olduğu’ ifadesine benzer bir anlam taşır. Kadir Gecesi’ne, yani kendi kadrine ulaşan, Kur’an’ın ayetlerinin kendisinde açığa çıktığı ve adeta yürüyen Kur’an hâline geldiği bir bilinç seviyesine erişen bireyin konumudur. Bu çakranın zayıflamasına veya tıkanmasına, dünyevi holografik düzlemle olan bağın artması neden olur; çünkü bu artış, ruhsal bağın zayıflamasına ve çakradan düşmeye yol açar. Çakranın tekrar aktif hâle gelmesi için bu dengenin sağlanması gerekir; denge kurulduğunda çakra yeniden aktif konuma gelir.

Her çakra, kendine özgü bir boyut ve frekansa sahiptir. Bulunduğun frekans, deneyimlediğin düzlemin şekillenmesini belirler. Çakralar arasındaki geçiş, aslında bir boyut değişikliğidir; değişen boyutlar, düzlemi algılayış biçimine göre şekillenir
Bu nedenle kendi iç dünyanı fark ederek ve çakralarını dengeleyerek, sadece dış dünyayı değil, yaşamının tüm algısını da dönüştürebilirsin.



Bu yazı, bilincin sınırlarını ve içsel yolculuğu öyle derinlemesine açıklamış ki, okurken adeta kendi farkındalığımda bir merdiven tırmanıyor gibi hissettim. Her çakra ve sembol, farkındalığımı açan bir rehber niteliğinde.