Hızır, Kur’an’da adı geçmeyen bir peygamber olmasına rağmen İslam kültüründe kendine çokça yer verilmiş bir şahsiyettir. Kendisine Rab katından ilim verilmiş ve bu ilim de ‘İlm-i Ledün’ olarak yorumlanmıştır.
Birçok farklı kültürde çeşitli anlatımlarla akıllara kazınan bu zat, gündelik dilde ‘çok sıkışıldığında Hızır gibi yetişen’ biri olarak anılır.
Kur’an’da geçen Musa Peygamber ve yolculuğunda, kendisine Rab katından ilim verilen bu zat, yaptıklarıyla gelecek bilgisine sahip olarak yorumlanan ve zamanda yolculuk yapabilen bir zat olarak da değerlendirilmiştir.
Konuya geçmeden önce size bir oyundan söz etmek istiyorum. Hepimizin bir dönem tutkuyla oynadığı, bazılarımızınsa hâlâ bırakamadığı bu oyun, Half-Life. Son zamanlarda YouTube’da belgesellerine rastlar, nedensizce izlerdim. Ta ki bir gün, zihnimde bir şimşek çakarak ‘neden?’ sorusunu sormama ve araştırmaya başlamama vesile olana dek…
Half-Life belgeselinde en çok ilgimi çeken karakterlerden biri de zamanda yolculuk edebilen ve mekândan münezzeh sayılan bir varlık olan G-Man’dır.
Konumuzun Hızır’la ne alakası var demeyin, sabredin, göreceksiniz…
G-Man, bir diğer adıyla Green Man, Hızır’a atfedilen bir isim olan “Yeşil Adam” desem, nasıl olur? Biraz oturmaya başlıyor, değil mi?
Masonlukta ‘G’ harfi en yüksek derecedeki rütbeyi simgeler ve 33. derecedeki masonlara aittir. 33 sayısının kullanılmasının nedeni ise omurgamızda bulunan omur sayısıdır. Bu derece, çakrasal olarak en üst boyutlara ulaşmış kişiler içindir. Tümel bilgiden akan verinin muhataplarını temsil eder ve farkındalık ile bilgeliğin en üst boyutlarına erişimin sembolü olarak kabul edilir

G-Man, Half-Life evreninde ‘bürokrat’ olarak bilinen gizemli bir şahıstır. Zamanda dilediği gibi hareket edebilen bu figür, daima elinde bir çanta taşır. Çanta denince ise aklıma hemen elinde çanta tutan Annunakiler geldi; nitekim Göbekli Tepe’de de benzer tasvirlere rastlandığı söylenmektedir
Annunakiler, Kur’an’da Hz. Süleyman’a öğretilen kuş dilini bilen ve gökten geldiğine inanılan varlıklar olarak anılır. Onlara ‘gökten gelenler’ denmesinin nedeni, göksel yani ilahî bilgeliği kendi varlıklarında açığa çıkarmalarıdır. Yoksa, ‘tanrıymış, gökten gelmişmiş’ şeklindeki anlatımların gerçekliği yoktur. Annunaki soyu denilen şey ise aslında bu ilahî bilgeliğin tadına varmaya başlayan bilinçlere yapılan bir hitaptır, bilesiniz
Çanta taşımalarının elbette bir nedeni vardır. Günlük hayatta baktığımızda çanta, ihtiyaç duyduğumuz eşyaları bir yere giderken yanımızda taşımamıza yarayan bir araçtır.
Ezoterik açıdan ise bu ihtiyaçlar, ruhun ihtiyaç duyduğu bilgeliğin saklandığı ve muhafaza edildiği anlamına gelir. Çanta, kozmik kodlar ve evrensel bilgeliğin taşıyıcısı olduklarını simgeleyen bir semboldür. Annunakiler de ellerinde çanta taşıyarak bu bilgeliğe hâkim olduklarını gösterir.
Sayın bürokratımız da bu bilgeliğe hâkim olduğunu göstermek amacıyla elinde çanta taşır. Nasıl da birbiriyle bağdaşıyor, değil mi?

Hızır isimli zatın Green Man olarak anılmasının bir nedeni de yeşil rengin anlamında saklıdır. Yeşil, renk olarak kalp çakrasına tekabül eder. Bu çakra, denge noktası ve ilahi bilgeliğin giriş yeridir. Hızır, kendisinde ruhsal bilgeliğin açığa çıktığı yapıyı, yani kalp çakrasını, giriş kapısının bir sembolü olarak temsil eder.
Bu çakra, “yer” dediğimiz ilk üç çakra ve “gök” dediğimiz son üç çakra arasındaki köprüdür; geçiş noktasıdır. Bu kapıdan geçemezseniz, göklere ulaşamazsınız. Göklere yükselmek istiyorsanız, kalp çakrasının aktif ve tıkalı olmaması gerekir.
Hızır, denge konumudur. İki denizin birleştiği yerde bulunmasının nedeni de bu denge noktasına yapılan bir atıftır. Musa, akıl; Hızır ise ilahi bilgeliğin bir tezahürü konumundadır. İlahi bilgelik, sadece akılla kavranabilen bir duruma sahip değildir. Musanın bu sınava tabi tutulup başarısız olmasının nedeni, aklın sınırına ulaşması ama bu sınırı aşamamasıdır.
Kalp çakrasının aktif olup olmadığını görmek için sınava tabi tutulan Musa, kendisine gösterilen durumlar karşısında yeterli konumda olmadığı için denge konumunu koruyamadı ve sınavı başarısız olarak tamamladı.

Hızır-Hazır benzerliğinden yola çıkacak olursak, Hızır kişinin ilahi bilgeliğe rezonansa girmeye hazır olup olmadığını denetleyen mekanizmamızdır. Üst frekans değerlerine rezonansa girebilecek konuma erişmeyinceye kadar, Musa kalp çakrasından geçemeyecektir.
Kök çakra frekansıyla titreşen bir bilinç ile taç çakra frekansıyla titreşen bir bilincin algılayacağı boyut farklı olacaktır; ama boyut aynı boyuttur. Sadece algılama düzeyi ve farkındalık değişimi yaşanmıştır.
Bunun anahtarı da çantadır. Çantanın taşıdığı bilgeliğin açılarak kişiye nüfuz etmesiyle kişi bilinç sıçraması yaşar ve boyutun kendisi için değiştiğine şahitlik eder. Bu bilgi kişiye entegre edildiğinde, kişi adeta boyutlar arası yolculuk yapar; yani bilinç farklılaştığı için dünyayı başka bir dünya olarak yorumlar. Bu da onun için bir boyut değişimidir.


